Kayıtlar

Şubat, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Pazartesi Akşam Notları

Neresinden  tutarsan tut hep bir yeri elinde kalacak hayatın. Bir parça senin emrin dışında yaşayacak. Nereden bakarsan bak, göreceğin senin görmek istediğin kadar olacak. Kar yağıyor. Hava soğuk değil. Buna soğuk denmemeli bence. Bunun başka bir adı olmalı kesinlikle. Annem gibi giyindim bugün. Anneme benzemeyi seviyorum. Siyah uzun bir elbise, pek tarzım olmayan, ucuzluktan aldığım siyah çizmelerim, yeşil orta boy kabanım. Gülşehir’de kirada oturduğumuz, bahçesinde kedilerimizle yaşadığımız o   eve götürdü beni bugün aynada gördüğüm. Bir kış günüydü. Bahçe kapısında annemi bekliyordum. İçinde ufak bir parça et olan düdüklü tencere elinde çıktı annem evden. Sonra kaydı karda ve düştü önümde. Canım acıdı tabi. Annem düşmüş canım acımaz mı? Eğer zihnim yanıltmıyorsa beni  ; etek üstü orta boy kahverengi mont ve kahverengi çizmeleri vardı. Rengimiz farklı ama görüntümüz aynıydı. Dedim ya; anneme benzemeyi seviyorum. Babama benzemeyi ise tercih dışı yaş...

Yine Dans Ediyor Aklımda

Son Banliyö treni az önce gitti.. Olabildiğince dışında olmak istiyorken şehrin, tam ortasında kaldım bir başıma. Ellerimi ovuşturuyorum, ovuşturdukça çatlıyor tenim. Kuru derim kana bulandı. Şimdi sen öpmek için ellerimi tutsan, görünce kan revan bırakıp gitmez misin beni? Duyuyorum; ''-Geldiğim bile yok ki'' cümlesine bulaşmış sesini.. Oysa ne şanslı köprücüklerim. Ona bakıp şiirler yazılıyor şehrin bu yakasında.  Onca insanla ayrı zamanlarda gittiğimiz aynı mekanlara, Yeşillerin maviliğe karşılıksız aşkına, Kendimi bulmaya çalışırken eksik olmadığım dostlarla rakı masalarına, İstanbul'dan Rodos'a anlatılışlara, Ve artık aramızda olmayanlara.. Bir yudum daha. Benden, Senden, Bizden kalan parçalara.. Son tren az önce kalktı. Ellerim kanıyor. Sigaraya bulaşıyor diye üzülüyorum, sigara hatıra. Bir yudum, bir rakı, bir şarkı. Bir veda.