Kayıtlar

2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Ay Tutulması Anı

Resim
Belki sırf sen bu kadar güzel gülüyorsun diye.. Ve belki gamzelerin gün ağarmadan, ruhumuzdan gitmeden o rakı kokusu; içimize sakladığımız İstanbul'a benziyor diye.. Ve belki kirlenmeyen yanımızı hatırlatıyorsun, o minik ellerinle bir avuç yaşama sevinci serpiyorsun yüreklerimize diye; bu kadar güzel hayat! Geçtiğimiz yolların ağzı kokuyor Almira. Pek iyi kalpli değil üstünde yürüdüğümüz kaldırımlar. Ama sen hep gülümsersen, kabuk bağlayacakmış yaralarımız, söz. Hayatın bir tek sana zaafı var. Ah küçük kız. Masallar gibi olsun ömrün. Bak mesela pembe saçlı bir annen var.. En az masallardaki gibi güzel olsun hayatın. Ve gamzelerin diyorum; hiç kaybolmasın o güzel yüzünden. Ah güzel Almira... Ne hoş bir adın var...

Eylül

''Bir gün küçücük bir kızın olacak'' dedi annem. Adının Eylül olacağına işte o an karar verdim... Küçücük ellerin olacak, yumuk yumuk gözlerin. Babana benzeyecek mesela burnun. Ya da gözlerin. Evet, babanın bana baktığı gibi kutsal olmalı bakışların. Çünkü babanın gözleri derin, babanın bakışları aşk dolu. Durumumuz iyi kızım. Sana öyle güzel kıyafetler aldık ki .. Odanı görsen, her yanı yemyeşil. Ferah olsun için, mutluluk dolsun diye.. Sen karnımdayken her gece seni sevdi baban. Doğduğunda biraz salaklaşacak ve sana dokunmaktan korkacak bir süre. Affet onu, çünkü tüm babalar ilk zamanlarında salaklar fazlaca . Ben doğduğumda mesela... Neyse, ne yapacaksın annenin geçmişini öyle değil mi? Sen varsan, dünya kimin umrunda ki? Sen hoş geleceksin canım kızım.. Sen hayatıma bir parça olacaksın.. Ben sana daha çok mektuplar yazacağım.. Senin hayatıma dokunmana biraz daha zaman var çünkü. Sen güzel bak diye. Burnun güzel olsun diye mesela.. Ama herşeyden ö...

Geç

Resim
Şiirden anlamıyordu.. ''Neyse'' diye geçirdim içimden. ''Zaten evler çok yakın birbirine, rahat öpüşemeyiz''.. Geç kaldık. Herkes bir hayat yaşadı birbirinden önce. Yaşanmışlıktan ayrılmak güç. Birbirine geç kalmışların dünyasındayız. Öyle ya da böyle giriyoruz hayatlarımıza. Artık utanacak çocuk yaşımızda da  değiliz. Biraz hissediyor ve heyecanlanıyorsak ne mutlu.. Ya da aynı ezgilerde kaybolabiliyorsak.. O kadar kolay ki artık soyunmak, O kadar zor ki boşluğu doldurmak, O kadar, o kadar ki yalnızlık.. Artık kanat istiyorum yaranı, Kanat ki aksın gitsin o pis kan. Sevip, savrulmaktan yorulmadı mı yüreğin? Sen değil misin ''benden biz olmaz bundan böyle'' diye ortalıkta dolanan? Büyü ve izin verme kalbine. Bırak fallarda kalsın hayırlı kısmetlerin baş harfleri. Nefes al, geçmesini bekle Ve bak dünya dediğinde zaten, o yaşayacağın an o kadar. Herkes bir hayat yaşadı birbirinden önce. Yaşanmışlıktan ayrılmak güç. Ve ...

Bu Gece Biraz Çok..

Acıyor Tanrım, Duygularım, gözümden akan yaş, hücrelerime kadar her yanım acıyor.  Ruhum bedenimi terk edecekmiş gibi davranıyor. Bir şey var yüreğime öyle bir baskı yapıyor ki;  Dayanamıyorum.  Daha kaç bedende yok olmama izin vereceksin? Daha ne kadar kaybolup gideyim sende? Bir şarkı çalıyor şimdi ''Kimi sevdim ise benden derdi çok'' diyor. Ellerimle kapatıyorum gözlerimi, Siliyorum, siliyorum dindiremiyorum gözümden akanları Ölecek miyim Tanrım? Öyleyse kapattım gözlerimi.. Geldin öyle değil mi?

Kızından Babasına

Resim
Zamansız gelişim hoş olmadı biliyorum. Densizlikti yaptığım. Pat diye daldım ömrünün 29.yılına Üstelik bir tane vardı benim 4 yıl üst devrem, ne gerek vardı değil mi şimdi bir tane daha el kadar ufaklığa? Biliyorum, zamansız gelmiştim hayatına... Ama kız evlat bir başkaydı değil mi baba? Annesine mi yoksa sana mı benzeyecekti büyüyünce? Hep ilk aşkı sen mi kalacaktın yoksa başka bir adamla paylaşacak mıydı kalbini? Hayır her şey bir yana nankördü de kız evlat. Bir gün gelecek senin soyadını tek bir ''evet''le değiştirecekti. Ama biliyorsun işte kız evlat bir başkaydı baba.. Hele senin ki bambaşka. Babaların arabalarını sadece abiler sürebilir, Gece geç saate kadar da dışarıda yine sadece onlar kalabilirlerdi. Babalar kızlarına çok, ama etrafa hiç güvenmezlerdi. Çünkü kızlarını bir tek babalar koruyabilirdi. İlk vesikalığımı çektirdiğimiz gün geldi aklıma. Sandalyeye oturtmuştun ve koyu kahverengi tarağınla saçlarımı tek yöne tarayıp kocaman alnımı kapat...

Sevme Beni

Resim
İnsanın kendine has bir yalnızlığı vardır ya; işte ben en çok o zamanlarda seviyorum kendimi. Çürük yanlarımla yüzleşiyorum. Görmeye bile cesaret edemediğim yaralarıma dokunuyorum. Kendime, saklayayım diye sırlar veriyorum. Ben en çok o zamanlar ölümden korkmuyorum. Zamana bıraktığım hiçbir hayata geri dönmedim. Ve beddua etmedim içki masalarında arkalarından. Kanımda alkol gezerken gülmeyi seçtim daima. Ağlamak kolay olandı çünkü. Ve hissetmemeyi öğrettim ruhuma.. Bir tek denizin mavisine ve orada yüzüme vuran huzurlu rüzgara ihanet etmedim. Ne zaman tekrar hissetmek istersem soluğu yanlarında alırım. Şimdi sen lacivertinde bir tane bile yıldız olmayan bu şehirde, bana bir kapı ol diyorsun ya; tüm kapılarım artık kapalıdır sana.

Ben Hep

Resim
Nereye gidersen git ruhun o kasvetli havada seyrettiğin denizin dibinde durup bekler seni. Yemyeşildir suyu maviye inat, İçindeki yosunlar binlerce küfre şahitlik etmiştir . Sahilindeki taşlar fırlatılmıştır suyun içine binbir düşünceyle. Ne intihar senaryoları görmüştür bedeni. Ve kim bilir kaç vaka cesaretsizce dönüp gitmiştir ona sırtını. Yazıyorum, Durmadan yazıyorum sana, Okumayacağını adımı bildiğim gibi bilerek hem de. Sana ait cümleler kurmak hoşuma gidiyor belki. Sensiz kalmakta zevk vermiyor değil hani. Yazıyorum, Sensizliğe bir anlam yüklemeden. Yokluğunu ruhuma hissettirip canımı acıtarak Ve bazen, Yalnızlığından zevk alıyor ruhum Onu böyle tatmin ediyorum. Ben hep sana ait cümleler kuruyorum. Biliyorum, yalnız değilim. Bir tek ben değilim beynindeki o şarkıyı susturamayan. Sadece suratına vuran rüzgarla huzur bulan. En sevdiği koku sevdiğinin kokusu olan. Ve biliyorum, bir tek ben değilim kaybolan.